İçinde muzırlık olduğunda enerjisi yok, enerjisi olduğundaysa muzırlık. Bu ikisi biraraya geldiği zamanlar olanı biteni anlamaya çalışmanın yorgunluğu bir anda üzerine çöküveriyor. Doğru zamanı beklemek, doğruyu doğru zamanda yapmak isteği an’lık dürtülerine yenik düşüyor. Sonra bunun üzüntüsüne kapılıp savruluyor. Kavruluyor. Önyargılarla düşünüyor, “hangi önyargım gerçek olabilir?” oyunu oynuyor. Hiç zevkli değil. İzleyici olamadı. İlla başrol, ya da hiçrol. Sonra ân oluyor, hepsi çok saçma geliyor. Ân oluyor, hepsi çok gerçek geliyor. Ân oluyor, hepsi çok üzücü geliyor. Ân oluyor, çok çok güçlü geliyor. Ân oluyor, huzur buluyor. Dalgalı işte. Yalnız bazı an’lar hep sadece bir zamana denk geliyor. Onu da biliyor da döngüyü kırmaya gücü yok. Bu döngüyü o çağırmadı. Kimse kızmasın.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder