29 Nisan 2008 Salı

Ramo ve Kayıplar Üzerine!


(zamansızlık sebebiyle bana ulaştığı gibi bırakmak zorunda kaldığım Türkçe karakter zaafiyeti için peşin bir özür. NSA)



Ýpet Altýnay

Dünya Gazetesi
1998


Hababam Sýnýfý defalarca çeþitli versiyonlarla çevrildi. Kimi zaman
öðrencilerin tiplemelerini deðiþik oyunculardan izledik. Tarýk Akan kimi
versiyonlarda vardý, kiminde yoktu. Yadýrgamadýk. Hala herhangi bir TV
kanalýnda bir Hababam Sýnýfý versiyonuna rastlasak gözümüzü bir süre filmin
akýþýndan alamayýz, deðil mi? Kendimizden bir þeyler bulduðumuzdan mý, yoksa
kendimizi ya da kendimize ait bir þeyleri aramaya kalkýþtýðýmýzdan mý
gülümsetir Hababam Sýnýfý'nýn haþarýlýklarý?
Hababam Sýnýfý'nýn olmazsa olmaz karakterleri, okul müdürü Kel Mahmut ile
okulun yükünü taþýyan emektarý Hafize Ana. Onlarýn karakterini hep Münir
Özkul ve rahmetli Adile Naþit canlandýrdýlar. Onlar deðiþemezlerdi.
Hepimiz yaþantýmýzýn çok önemli bir bölümünde bir okul sýrasýnýn ve
numarasýnýn sahibi olarak bir sýnýfa aittik. Ýlerki yaþlarda daha pek çok
sýnýfa ait olacaðýmýzý ya da bir takým sýnýflara ait olabilmek için yaþam
savaþý vereceðimizi hesap etmeden yoðrulduðumuz buluð çaðýmýz. Çok sýk
anmasak bile, yetiþkinliðimizin tutum ve davranýþlarýný yüzde yüz belirleyen
eðitim yýllarýmýz. Anýlarýmýz, arkadaþlarýmýz, ilk hayal kýrýklýðýmýz, ilk
aþkýmýz, yaþamla tanýþmamýz.
Geriye dönüp baktýðýmýz zaman sýnýf arkadaþlarýmýzýn tamamýný hatýrlayamayýz
belki, ama gece gündüz okuldan ayrýlmayan sembol haline gelmiþ
müstahdemlerimiz, hele de biraz renkli simalar ise hatýrýmýzdan hiç çýkmaz.
Galatasaray Lisesi, Camia'ya sembol olmuþ Ayý Ramo'sunu kaybetti. Kýrk yýlý
aþkýn zamandýr lisenin Beyoðlu binasýnýn ayrýlmaz sanýlan iri yarý parçasý
Ramo. Kapýda, bacada Ramo, revirde kelebek þefkati ile aspirin yutturan
Ramo, parmaklýklardan kaçmaya kalkýþanlarý gür sesiyle korkutan Ramo,
yemekhanede en adil (!) yemeði daðýtan Ramo, sabahýn en erken saatlerinde
yeni süpürdüðü bahçeye yeniden düþen kuru yapraklara hiddetle haykýran Ramo,
özel günlerde tambur çalan Ramo. Okulun, öðrencilerin, müdüriyetin,
mezunlarýn gözü, kulaðý, sesi Ramo.
Doðaldýr ki Ramo kendini okulun sahibi yerine koyar, gelip geçen öðrenci ve
yöneticilerden daha iyi bilirdi Camia'nýn dengesini. En çok Pilav günlerini
sever, eskilere, yenilere "Okulun çivisi çýktý artýk!" diye sýzlanmasýný pek
severdi. Lakabýnýn aksine sevecendi. "Gel kýz, bir öpeyim seni!" diye
kollarýný açmasýna raðmen ona ulaþmak ne mümkün; kocaman göbeði ciddi bir
engeldir yanaklarýn buluþmasýna.
Geçtiðimiz cumartesi okulun bahçesinde Ramo için bir araya geldi
Galatasaraylýlar. Her yaþ ve statü grubundan oluþan Galatasaraylý kalabalýðý
sessizlik içinde ne kadar çok þey anlattýlar Ramo'ya. Ayý Ramo her
öðrenciyle ve mezuniyetinden sonra da okulu ile iliþkisini kesmeyen her
Galatasaraylý ile birebir ve farklý bir iliþki kurmayý baþarmýþtý.
Galatasaray bayraðýna sarýlmýþ tabutu okulun bahçesinden ve Teþvikiye
Camisi'nden uðurlanýrken sessizlik yerini, yine çok þey anlatan alkýþlara
býraktý. Kaybedilen sadece Ramo deðildi.
Ölüm deðil insanýn yüreðini acýtan! Ölüm yaþamýmýzýn anlamýdýr. Öyle ya,
ölüm olmasaydý, yaþamaktan bahsediyor olabilir miydik? "Ölümün varolan bir
þey olmasý, yaþamý da anlamlý kýlar, onun da anlamýný var eder. Ölüm yaþamý
var eder. Ölüm varsa, yaþam da vardýr, ölüm varolmadýkça, yaþam da yoktur.
Yaþam, varolma ve varetme gücünü ölümden alýr. Ölüm, yaþamýn gücüdür. Ya da,
yaþamýn güçlülüðü." (Oruç Aruoba, De Ki Ýþte, Metis yayýnlarý)
Ölümün korkulacak, kötü bir þey olmadýðýný öðrendim, biliyorum artýk. Mesele
ölenler deðil, mesele yaþayanlarýn kayýplarý. Üstelik yaþayanlarýn kayýplarý
sadece ölüm neticesinde de oluþmuyor.
Kurduðumuz iletiþimlerde karþý tarafý hep "var" sayarak, iliþkilerimizi har
vurup harman savurmak insanýn doðasýndaki eksilerden galiba.
Bir bakýn etrafýnýza. Yaþamýnýzýn deðerleri ve anlamlarý olan çevre
iliþkilerinize bir göz atýn. Zaman zaman kabusunuz olan yöneticileriniz,
nasýlsa hep orda diye itina göstermediðiniz çalýþanlarýnýz, rutinin içinde
görmezden gelebildiðiniz aile bireyleriniz, sosyal yaþantýnýzýn
çemberlerinde anlam yüklediðiniz dama taþlarý, her gün kahvenizi önünüze
getiren emektarýnýz. Asýl kaybýnýz; kurulmayan iletiþim köprüleri,
söylenmeyen sözcükler, esirgenen gülümsemeler, ertelenen birliktelikler olur
onlarý kaybettiðiniz zaman.
Ýþ hayatýnýn sertliði bile biraz sevgiye muhtaçtýr. "Keþke" kadar deðeri ve
anlamý olmayan bir kelime daha yok!

Hiç yorum yok:

İzleyiciler

Yazdıklarımı düşünüyorum, düşündüklerimi yazıyorum

Fotoğrafım
İnişli yokuşlu, politize ama illa ki benden yazılar.

Ben'ce Sözlük

U
Umutkan: Herşeyi unutabilir... Ama bir umudu hep vardır.

K
Küratör: Sanatın editörü ?

S
Sanat: Bir rahatlama biçimi.

B
Bedbaht: Başkalarını kafaya takınca hissedilen mutsuzluğun sıfat hali. Not: gerçek mutsuzlukla karıştırılmamalı

Çeviri asla sadece çeviri değildir !

Başkalarının yazıp benim çevirdiklerim. Çevrim çevrim.

Dr Matrix ve Gizemli Sayılar (The Magic Numbers of Dr Matrix) / Martin Gardner / Güncel Yayıncılık - Açık Bilim Dizisi / İstanbul, Ekim 2004 / Çeviren : Neyran Savaşman Akyıldız
Pekçok bilimsel çalışmaya imza atan Martin Gardner, tüm zamanların en usta nümeroloğu Dr. Joshua Matrix öncülüğünde bizi, sayıların gizemli dünyasına davet ediyor... Scientific American dergisinde "Matematik Oyunları" adlı köşesinde 20 yıl boyunca Dr. Matrix ve kızı Iva'nın maceralarını aktaran Martin Gardner, kâh New York'ta, kâh Kalküta'da, kâh İstanbul'da ve daha pek çok şehirde onların izlerini sürüyor. Aslında bu iz sürmekten çok, bir rastlantıdır; tıpkı Dr. Matrix'in sayı ve dil arasında keşfettiği rastlantılar gibi... Amerika'daki başkanlık seçimlerinin sonucu, güneş sisteminin 32. ayının varlığı, pi sayısının bir milyonuncu basamağının 5 olduğu, Dr. Matrix'in bizi şaşırtan sayı-dil bağlantılı tahminlerinden sadece birkaçı... Elinizdeki kitap, pek çok matematikçinin, "matematiği milyonlara sevdiren adam" olarak değerlendirdiği Martin Gardner'ın, Dr. Matrix'le ilk karşılaşmasından öldüğü güne kadarki analizlerinden, kelime ve sayı oyunları hakkında kurduğu bağlantılardan oluşmuş, şaşırtıcı öngörülerin bir derlemesi... Bu kitabı okuduktan sonra çevrenizdeki pek çok sayısal rastlantının farkına varmak ilginç olacak... Matematik ve sayılarla dil arasındaki bağlantıyı merak eden herkesin okuması gereken bir kitap... (Arka kapak'tan)

Çevirenin Notu:
Arka kapak kitap hakkında bir yere kadar bilgi verebiliyor tabii. Oysa Dr Matrix'in maceraları matematiksel rastlantıların keşfiyle sınırlı değil kesinlikle. Kitapta depremlerin pek alışık olmadığımız yöntemlerle tahmininden, piramitlerin gizemli güçlerine, uzakdoğu öğretilerinden doğanın gelecek tahminine imkan verdiği iddia edilen ince sırlarına yolculuk edebilirsiniz. Kaderin cilvesi, bu pek hoşlanmadığım fizik ötesi konular böyle bir çeviri fırsatı ile gelip beni buldu. Oldum olası fallar, astroloji ve gelecek öngörülerinin her türlüsüne temkinli yaklaşmışımdır. Fakat bunu pozitif ilim düşkünlüğüme dayandıracak değilim. Aksine, bu tür öngörüleri fazlası ile ciddiye alıp üzerinde durma eğilimimden ötürü kendimi sıkıntıda bulduğum anlar olmuştur.
Şöyle keyif için bir fal baktırıp, astroloji yorumlarını gülümseyerek okumak ne bilgece davranışlar benim nazarımda esasen !

Beni cendereye sokan bu tür konulardan uzak durmayı seçmiştim ama işte bu kitap ile aslında onları hayatın çetrefil katı gerçekliğini biraz olsun gevşetecek emniyet sübapları olarak hafife almam gerektiğini bir kere daha anladım ve sanırım çeviriyle uğraştığım süre boyunca kefaretimi fazlasıyla ödedim. Artık bu mevzulara bilim dışı ve enti püften hikayeler olarak tepeden bakma hakkına sahip olabilir miyim ?

Blog Listem

Ebru

Ebru