
(zamansızlık sebebiyle bana ulaştığı gibi bırakmak zorunda kaldığım Türkçe karakter zaafiyeti için peşin bir özür. NSA)
Ýpet Altýnay
Dünya Gazetesi
1998
Hababam Sýnýfý defalarca çeþitli versiyonlarla çevrildi. Kimi zaman
öðrencilerin tiplemelerini deðiþik oyunculardan izledik. Tarýk Akan kimi
versiyonlarda vardý, kiminde yoktu. Yadýrgamadýk. Hala herhangi bir TV
kanalýnda bir Hababam Sýnýfý versiyonuna rastlasak gözümüzü bir süre filmin
akýþýndan alamayýz, deðil mi? Kendimizden bir þeyler bulduðumuzdan mý, yoksa
kendimizi ya da kendimize ait bir þeyleri aramaya kalkýþtýðýmýzdan mý
gülümsetir Hababam Sýnýfý'nýn haþarýlýklarý?
Hababam Sýnýfý'nýn olmazsa olmaz karakterleri, okul müdürü Kel Mahmut ile
okulun yükünü taþýyan emektarý Hafize Ana. Onlarýn karakterini hep Münir
Özkul ve rahmetli Adile Naþit canlandýrdýlar. Onlar deðiþemezlerdi.
Hepimiz yaþantýmýzýn çok önemli bir bölümünde bir okul sýrasýnýn ve
numarasýnýn sahibi olarak bir sýnýfa aittik. Ýlerki yaþlarda daha pek çok
sýnýfa ait olacaðýmýzý ya da bir takým sýnýflara ait olabilmek için yaþam
savaþý vereceðimizi hesap etmeden yoðrulduðumuz buluð çaðýmýz. Çok sýk
anmasak bile, yetiþkinliðimizin tutum ve davranýþlarýný yüzde yüz belirleyen
eðitim yýllarýmýz. Anýlarýmýz, arkadaþlarýmýz, ilk hayal kýrýklýðýmýz, ilk
aþkýmýz, yaþamla tanýþmamýz.
Geriye dönüp baktýðýmýz zaman sýnýf arkadaþlarýmýzýn tamamýný hatýrlayamayýz
belki, ama gece gündüz okuldan ayrýlmayan sembol haline gelmiþ
müstahdemlerimiz, hele de biraz renkli simalar ise hatýrýmýzdan hiç çýkmaz.
Galatasaray Lisesi, Camia'ya sembol olmuþ Ayý Ramo'sunu kaybetti. Kýrk yýlý
aþkýn zamandýr lisenin Beyoðlu binasýnýn ayrýlmaz sanýlan iri yarý parçasý
Ramo. Kapýda, bacada Ramo, revirde kelebek þefkati ile aspirin yutturan
Ramo, parmaklýklardan kaçmaya kalkýþanlarý gür sesiyle korkutan Ramo,
yemekhanede en adil (!) yemeði daðýtan Ramo, sabahýn en erken saatlerinde
yeni süpürdüðü bahçeye yeniden düþen kuru yapraklara hiddetle haykýran Ramo,
özel günlerde tambur çalan Ramo. Okulun, öðrencilerin, müdüriyetin,
mezunlarýn gözü, kulaðý, sesi Ramo.
Doðaldýr ki Ramo kendini okulun sahibi yerine koyar, gelip geçen öðrenci ve
yöneticilerden daha iyi bilirdi Camia'nýn dengesini. En çok Pilav günlerini
sever, eskilere, yenilere "Okulun çivisi çýktý artýk!" diye sýzlanmasýný pek
severdi. Lakabýnýn aksine sevecendi. "Gel kýz, bir öpeyim seni!" diye
kollarýný açmasýna raðmen ona ulaþmak ne mümkün; kocaman göbeði ciddi bir
engeldir yanaklarýn buluþmasýna.
Geçtiðimiz cumartesi okulun bahçesinde Ramo için bir araya geldi
Galatasaraylýlar. Her yaþ ve statü grubundan oluþan Galatasaraylý kalabalýðý
sessizlik içinde ne kadar çok þey anlattýlar Ramo'ya. Ayý Ramo her
öðrenciyle ve mezuniyetinden sonra da okulu ile iliþkisini kesmeyen her
Galatasaraylý ile birebir ve farklý bir iliþki kurmayý baþarmýþtý.
Galatasaray bayraðýna sarýlmýþ tabutu okulun bahçesinden ve Teþvikiye
Camisi'nden uðurlanýrken sessizlik yerini, yine çok þey anlatan alkýþlara
býraktý. Kaybedilen sadece Ramo deðildi.
Ölüm deðil insanýn yüreðini acýtan! Ölüm yaþamýmýzýn anlamýdýr. Öyle ya,
ölüm olmasaydý, yaþamaktan bahsediyor olabilir miydik? "Ölümün varolan bir
þey olmasý, yaþamý da anlamlý kýlar, onun da anlamýný var eder. Ölüm yaþamý
var eder. Ölüm varsa, yaþam da vardýr, ölüm varolmadýkça, yaþam da yoktur.
Yaþam, varolma ve varetme gücünü ölümden alýr. Ölüm, yaþamýn gücüdür. Ya da,
yaþamýn güçlülüðü." (Oruç Aruoba, De Ki Ýþte, Metis yayýnlarý)
Ölümün korkulacak, kötü bir þey olmadýðýný öðrendim, biliyorum artýk. Mesele
ölenler deðil, mesele yaþayanlarýn kayýplarý. Üstelik yaþayanlarýn kayýplarý
sadece ölüm neticesinde de oluþmuyor.
Kurduðumuz iletiþimlerde karþý tarafý hep "var" sayarak, iliþkilerimizi har
vurup harman savurmak insanýn doðasýndaki eksilerden galiba.
Bir bakýn etrafýnýza. Yaþamýnýzýn deðerleri ve anlamlarý olan çevre
iliþkilerinize bir göz atýn. Zaman zaman kabusunuz olan yöneticileriniz,
nasýlsa hep orda diye itina göstermediðiniz çalýþanlarýnýz, rutinin içinde
görmezden gelebildiðiniz aile bireyleriniz, sosyal yaþantýnýzýn
çemberlerinde anlam yüklediðiniz dama taþlarý, her gün kahvenizi önünüze
getiren emektarýnýz. Asýl kaybýnýz; kurulmayan iletiþim köprüleri,
söylenmeyen sözcükler, esirgenen gülümsemeler, ertelenen birliktelikler olur
onlarý kaybettiðiniz zaman.
Ýþ hayatýnýn sertliði bile biraz sevgiye muhtaçtýr. "Keþke" kadar deðeri ve
anlamý olmayan bir kelime daha yok!

Hiç yorum yok:
Yorum Gönder