24 Haziran 2008 Salı

En Fazlası Bu Kadar Az

Acaba gelecek misin ? Bak ben sana durumu izah edeyim, karar senin. Bir kere kırmızı çizgilere dolanıp kalmak hareket etmeyi tamamen engelliyor. Yine de hissedilecek çok şey var. Babana telefon etmek mesela. Ne kadar sıkılmış olursa olsun işinde, ne kadar nefret ederse etsin, sana gülerek (gülümseyerek değil), hem de güldüğü telefonda anlaşılacak kadar gülerek naber koç desin (her seferinde), akşam eve dönüşü planlayın ve insanın en huzurlu telefon kapatışı nasıl olabilirse işte öyle kapansın telefon. Ama işte bunu istiyorsun, telefon orada ve öbür ucunda O yok. Kalıyorsun öylece. Devam.
Yumuyorsun gözlerini. Bir dünya çalışıyorsun. Ama işe yaramadığını görüyorsun. Tembellik etmek istiyorsun, hakkın olmadığını görüyorsun.
Çayıra bayıra çıkmak, olmadı bulunduğun yerde o rahatlığı yaşamak istiyorsun. Bazen bunu yaparken sana açan çiçeklerden ve güneşten başka eşlik eden olmuyor. Pembe bir tablo çizdiğime bakıp da yanılma, bu bile büyük şans. Çiçekten, güneşten güç alıp, yine de yazmaya devam ediyorsun kendinle konuşur gibi, çünkü hep birini arıyorsun aslında. Bütün yazdıklarının o birine olduğunu biliyorsun. Belki böyle bir aşkın olur, ama aşklar çoğunlukla aradığında bulunmaz, sen anlatırken seni dinlemez oluyor. Çünkü kendimiz yaratıyoruz onları. Belki sen aşka gönül indirmezsin kim bilir? Sen aşkın belki kendisi olursun. Geçelim.
Yapılacak işleri, işlerin nasıl yapılacağını anlatan bir sürü insan var. Ama hiçbirimiz yapmıyoruz. Yazıyoruz sadece. Bazıları köşelerde, bazıları böyle bloglarda. Artık yapar mıyız bilmiyorum. Kaçak oynayanları görmekten belki sen de sıkılırsın. Ben de bu mevzuyu burada keseyim, içimi pek açmadı. Bu yüzden ondan bundan şikayet etmeyeceğim sana daha fazla. Sadece en çok görülen tavrın bu şikayet hali olduğunu bil yeter. Yine de çok ama çok güzel kitaplar var.

Sivriler ısırıyor, çiçekler açıyor ve devran dönüyor.

İşte böyle. Daha da uzar gider bu satırlar. Gelip de gönül rahatlığından çıkıp endişe ve telaşın içine düşmek ister misin ?

Hiç yorum yok:

İzleyiciler

Yazdıklarımı düşünüyorum, düşündüklerimi yazıyorum

Fotoğrafım
İnişli yokuşlu, politize ama illa ki benden yazılar.

Ben'ce Sözlük

U
Umutkan: Herşeyi unutabilir... Ama bir umudu hep vardır.

K
Küratör: Sanatın editörü ?

S
Sanat: Bir rahatlama biçimi.

B
Bedbaht: Başkalarını kafaya takınca hissedilen mutsuzluğun sıfat hali. Not: gerçek mutsuzlukla karıştırılmamalı

Çeviri asla sadece çeviri değildir !

Başkalarının yazıp benim çevirdiklerim. Çevrim çevrim.

Dr Matrix ve Gizemli Sayılar (The Magic Numbers of Dr Matrix) / Martin Gardner / Güncel Yayıncılık - Açık Bilim Dizisi / İstanbul, Ekim 2004 / Çeviren : Neyran Savaşman Akyıldız
Pekçok bilimsel çalışmaya imza atan Martin Gardner, tüm zamanların en usta nümeroloğu Dr. Joshua Matrix öncülüğünde bizi, sayıların gizemli dünyasına davet ediyor... Scientific American dergisinde "Matematik Oyunları" adlı köşesinde 20 yıl boyunca Dr. Matrix ve kızı Iva'nın maceralarını aktaran Martin Gardner, kâh New York'ta, kâh Kalküta'da, kâh İstanbul'da ve daha pek çok şehirde onların izlerini sürüyor. Aslında bu iz sürmekten çok, bir rastlantıdır; tıpkı Dr. Matrix'in sayı ve dil arasında keşfettiği rastlantılar gibi... Amerika'daki başkanlık seçimlerinin sonucu, güneş sisteminin 32. ayının varlığı, pi sayısının bir milyonuncu basamağının 5 olduğu, Dr. Matrix'in bizi şaşırtan sayı-dil bağlantılı tahminlerinden sadece birkaçı... Elinizdeki kitap, pek çok matematikçinin, "matematiği milyonlara sevdiren adam" olarak değerlendirdiği Martin Gardner'ın, Dr. Matrix'le ilk karşılaşmasından öldüğü güne kadarki analizlerinden, kelime ve sayı oyunları hakkında kurduğu bağlantılardan oluşmuş, şaşırtıcı öngörülerin bir derlemesi... Bu kitabı okuduktan sonra çevrenizdeki pek çok sayısal rastlantının farkına varmak ilginç olacak... Matematik ve sayılarla dil arasındaki bağlantıyı merak eden herkesin okuması gereken bir kitap... (Arka kapak'tan)

Çevirenin Notu:
Arka kapak kitap hakkında bir yere kadar bilgi verebiliyor tabii. Oysa Dr Matrix'in maceraları matematiksel rastlantıların keşfiyle sınırlı değil kesinlikle. Kitapta depremlerin pek alışık olmadığımız yöntemlerle tahmininden, piramitlerin gizemli güçlerine, uzakdoğu öğretilerinden doğanın gelecek tahminine imkan verdiği iddia edilen ince sırlarına yolculuk edebilirsiniz. Kaderin cilvesi, bu pek hoşlanmadığım fizik ötesi konular böyle bir çeviri fırsatı ile gelip beni buldu. Oldum olası fallar, astroloji ve gelecek öngörülerinin her türlüsüne temkinli yaklaşmışımdır. Fakat bunu pozitif ilim düşkünlüğüme dayandıracak değilim. Aksine, bu tür öngörüleri fazlası ile ciddiye alıp üzerinde durma eğilimimden ötürü kendimi sıkıntıda bulduğum anlar olmuştur.
Şöyle keyif için bir fal baktırıp, astroloji yorumlarını gülümseyerek okumak ne bilgece davranışlar benim nazarımda esasen !

Beni cendereye sokan bu tür konulardan uzak durmayı seçmiştim ama işte bu kitap ile aslında onları hayatın çetrefil katı gerçekliğini biraz olsun gevşetecek emniyet sübapları olarak hafife almam gerektiğini bir kere daha anladım ve sanırım çeviriyle uğraştığım süre boyunca kefaretimi fazlasıyla ödedim. Artık bu mevzulara bilim dışı ve enti püften hikayeler olarak tepeden bakma hakkına sahip olabilir miyim ?

Blog Listem

Ebru

Ebru