
Kitap Adı: The Secret of Letting Go
Yazan: Guy Finley*
Yayınevi: Llewelyn Publications
Yayım yılı: 2006 (21. basım) – ilk yayın tarihi 1991
Sayfa Sayısı: 218
Guy Finley bu kitapta “Geride Bırakmanın Sırrı”nı anlatıyor.
Yazara göre her türlü stres, üzüntü, sıkıntı ve korku geride bırakılması gereken, insanı kendi potansiyelini gerçekleştirmekten, gerçek benliğine ve hakiki mutluluğa ulaşmaktan alıkoyan yanılsamalar. Bu yanılsamaların sebebi, insanın kendi içinde oluşturduğu “yalancı benlik”. Yalancı benlik,
başkalarının ne düşündüğünü kendi gerçekliğinden daha çok önemsiyor,
kendi dışındaki güçler tarafından yönlendirilmeye çok açık,
zorlukların kendisine dışarıdan geldiğini düşünüyor, kurban psikolojisinde yaşıyor.
Finley’e göre, işte bu sebeplerden yalancı benliklerimiz çoğu zaman kaybeden olmayı tercih etmemize ya da gündelik kazanımlarla yetinip, gerçek başarıyı ıskalamamıza sebep oluyor. Finley korkularla yüzleşmenin, stresle, keder ve üzüntüyle başetmenin yolunun bu yalancı benliği altetmekten ve gerçek benliğe ulaşmaktan geçtiğini söylüyor.
Kişinin gerçek benliğine ulaşması ise oldukça zorlu bir süreç. Fakat Finley’in bu yolda okurlar için somut önerileri var. Mesela içimizi kemiren başarısızlık korkusuyla başetmek ve onu geride bırakmak için neler yapmamız gerekli? Öncelikle, geride bırakmaktan kasıt Finley için kesinlikle unutmak ya da yok saymak değil. Tam tersine, Finley düşünmeyi, sorgulamayı ve adım atmadan önce korkuyla yüzleşmeyi öneriyor. Sürekli mutluluğun aslında zorlu bir yüzleşme sürecinin sonucu olduğu gerçeğini bizlere anlatıyor. Tıpkı, gözümüz kapatılmış haldeyken elimize verilen yuvarlak cismin, el bombası dahi olma ihtimalini düşünüp korkmamız gibi... Oysa gözümüz açık olduğunda bunun sadece bir top ya da oyuncak olduğunu görecek, korkularımızın yersiz olduğunu anlayacağız.
Finley’in analizine sadece acılarımız değil, zevklerimiz de dahil. Çoğu zaman bizi mutlu ettiğini düşündüğümüz zevkler de beklentilerimizin heyecanından ve isteklerimize ulaşma hırsından başka birşey değil. Kısa süreli ve gelip geçiciler. Gerçekleşmediklerinde birer acı kaynağı oluyorlar. Bizi daha yüksek bir bilinç seviyesine taşıma işlevinden yoksunlar. Finley, bize zevk verip mutlu edeceğine inandığımız isteklerimize ulaşmaya çalışırken gerçek isteğimizin ne olduğunun bilinciyle hareket etmeyi salık veriyor. Daha da ötesi, gerçek mutluluğa ancak, kendi isteklerimizle değil, hayatın bizden asıl istediği şeyle uyumlu yaşarsak ulaşabileceğimizi vurguluyor. Zevkler bırakın sizin doğanız olsun, onların peşinden koşmayın, diyor. Tabii bu da öncelikle stresle, korkuyla, kendine güvensizlikle başetmekle mümkün.
Finley zorlu yüzleşme ve kişisel gelişim sürecini son derece basit açıklamalarla, örneklerle anlatıyor. Her bölümün sonunda kısa özetler veriyor. Çoğunlukla bize acı veren deneyimlerin, kayıpların ve üzüntülerin, ya da sıkıntılı süreçlerin aslında bizi daha üstteki bir bilinç düzeyine taşıma işlevi olduğunun altını çizerek, okuru rahatlatıyor. Bunu yaparken hayalci ve pembe bir tablo çizmiyor. Finley “insanlara sürekli iyi davranmaya çalışmayı bırakmalı ve daha bilinçli olma cesaretini göstermeliyiz – çünkü aslında başkalarına yapabileceğiniz en büyük iyilik mutsuzluğun merceğinden öteye bakmalarını sağlamak olacaktır” diyor.
Kitap kısa vadeli mucizevi sonuçlar vermek yerine zorlu bir yola ışık tutuyor ancak, somut rahatlama tekniklerine de yer veriyor. Bunlardan en belirgini, yine bir kişisel gelişim uzmanı ve Finley’in de hocası olan Vernon Howard’ın endişe için uygulanabilecek şu basit yaklaşımı. Finley’in kitabına konuk olan Howard; kendimizi endişeli hissettiğimiz her seferinde, bunun bizi altetmesine izin vermek yerine “endişeyi anlamıyorum” dememizi öneriyor. Endişeyi yok saymak ya da altında ezilmek yerine, bunun doğru bir yaklaşım olmadığını anlatan, endişeye yabancılaşma tekniğini kullanılmalı, diyor.
Finley’in anlattıklarına, çeşitli doğu ve batı öğretilerinin başarıyla derlenmiş, kişisel gelişim yönündeki anlatıların toparlanarak basitleştirilmiş, faydalı bir sentezi diyebiliriz. Bunun bir göstergesi de, Finley’in savlarını destekleyen, İslam düşüncesinden, Eski ve Yeni Ahit’ten, Budist felsefeden yaptığı alıntılar.
Yazarın basit bir anlatımı var. Görüşlerini somut örneklerle destekliyor. Her bölümün sonunda verdiği kısa özetler okura tekrar yapma imkanı tanıyor.
Kitap, kişisel gelişim açısından son derece değerli ve uygulanabilir bilgiler içeriyor. Özellikle son dönemde ortaya çıkan “Secret” benzeri, insanlara isteklerine ve mutluluğa ulaşmanın yolunu gösteren çalışmalardan ayrışan önemli birkaç yanı var:
Secret, kişinin elde edemeyeceği hiçbir şey olmadığına inanmasını salık veriyor, oysa bu kitapta, elde edilecek şeylerin ne olduğunun çok iyi analiz edilmesi, bunlara ulaşmak için yola çıkmadan önce insanı asıl isteklerine ulaşmaktan alıkoyan korkuların ve engellerin üstüne gidilmesi öneriliyor,
“Doğru”, “iyi”, “kişinin gerçek benliği” gibi kavramlar bu kitapta mevcut ve bu kavramların irdelenmesi, okuru daha iyi düşünen, daha doğru hareket eden bir insan olmaya yönlendiriyor. Yazar, hataların kabul edilmesi, bu hataların yok sayılmasından her zaman daha önemlidir, ve düzeltilmelerine olanak tanır diyor. Bunu kitapta çok kereler tekrarlıyor. Oysa Secret ve benzeri çalışmaların ortak özelliği son derece ben merkezci bir şekilde, iyilik ve kötülük kavramlarını, doğruyu ve yanlışı fazlaca irdelemeden, kişinin kendi isteklerine nasıl ulaşacağına odaklanmaları. Bu yönden Finley’in kitabı bu gibi çalışmaları tamamlayıcı bir özellik, hatta onlara “etik” bir üstünlük taşıyor.
Kanımca kitap bu tarz kitaplar arasında oldukça kaliteli ve doyurucu bir içeriğe sahip.
*1949 doğumlu amerikalı yazar, felsefeci ve kişisel gelişim eğitmeni. Ünlü bir diğer kişisel gelişim uzmanı olan Vernon Howard’ın öğrencisi. Halen kendi kurduğu ve yöneticisi olduğu “Life of Learning” Vakfı’nda (Merlin, Oregon) dersler vermeye devam ediyor.

Hiç yorum yok:
Yorum Gönder