18 Eylül 2008 Perşembe

Muhacir Değil !

“Muhacir değil, mübadil !”

Aradaki fark anlatılıyor iktisat tarihi derslerinden birinde.

İlk dönem yarısı boş olan sınıf şimdi ağzına kadar dolu. Hocanın çekimine kapılan bir grup insan, kendi kendilerine okuyarak da rahatlıkla keşfedebilecekleri bilgileri bu sakin adamdan dinlemeyi tercih ediyor. Havalar sıcak, ilgi büyük.

“İşte bu yüzden kabul etmezler, biz muhacir değil, mübadiliz diyerek farkı vurgulama ihtiyacı hissederler” anlamına gelen cümleler kuruyor hoca ama vurgulanan fark tüm basitliğiyle yüzüme çarpmış bir kere.

Evet bu tespiti ilk defa duyuyorum, yine de sorgulanmamış bilgiyle hiç muhacirlikle ilişkilendirmemişim aile tarihimi ama mubadil olmak da gerçekten çok es geçilmemiş mi ?

Bölük pörçük anılar, muhacir olmanın da, mübadil olmanın da önemini yitirdiği hayat mücadelesi. Yeni başlangıç yapmak belli ki hep zor olmuş, çok zor. Kundakta bebeğiyle mübadele yollarına düşmek, kimi kez susuzluktan atların idrarını içmeye kadar varan yokluk, geride kalanlar, acı. Çeyiz sandıklarına boca edilen salçalar evlenme çağındaki kızların gördüğü tek işkence olsa...

Bir kerede gelinmemiş ki... Bizimkiler misal, Drama-İstanbul-Drama-Samsun yapmış... Aynı ailenin kimi fertleri Samsun yerine Akhisar’a varmış... Bir kol da Samsun-Selanik-Samsun rotasını çizmiş.

Yine de mübadil olmak, malını mülkünü gönülsüz bırakmak, tutunacak dalı olup ondan koparılmak, bunların hepsinden, ya da bir kısmından umduğunu bulamayıp yeni yer yurt arayışına girmek olan muhacirliğe nedense yeğ tutuluyor.

Genelleme var elbette, insana dair her türlü konu derse dönüşebilmesi büyük ölçüde genellemeyi de beraberinde getiriyor ama acının içinde başını dik tutma, kendini bir diğeriyle kıyaslama ve üstün konuma koyma çoğu durumda ağırlıklı olarak mevcut. Dersteki genelleme çok da sakil durmuyor.

Mübadele de öncesindeki şiddete yeğleniyor, belki ondan kabullenilip üzerinden geçen yıllar geride bırakılan toprakların hasretini unutturuyor.

Şimdi iki tarafta da bazen hoş, bazen nahoş anılar, bir ders notuna dönüşen koskoca yaşanmışlıklar... Bu toprağa ulaşmak kolay olmamış, burada yaşamak da. Burası onların, orası bizimmiş ne de olsa. İnsan nerede olsa yaşar mı ? Göçerlere bakınca öyle gibi gelir ya. Onların da evleri o göç yolu.

Hala hayırla yad ediliyor, belki de hiç görülmemiş, ya da hafızalarda gitgide silinmiş olan topraklar. İletişimin muazzam imkanlarıyla elle tutulacak kadar yakınlaşıyor, çatışmalar yerini ortak tarihin keşfine çıkılan turistik ziyaretlere bırakıyor. Bu ziyaretlerden başka hiçbir gezide hissedilmeyen bambaşka tatlarla, bir heyecan, bir kalp çarpıntısıyla dönülüyor. Kimi kez sarnıçlarda saklı altın küpleri iki taraftan torunların aklına düşse de, çoğunluğun ganimetlerde gözü yok.

Birlikte söylenecek bir türkü, tokuşturulacak kadehler mübadelenin muhacirliğe belki tek üstünlüğü.

Hiç yorum yok:

İzleyiciler

Yazdıklarımı düşünüyorum, düşündüklerimi yazıyorum

Fotoğrafım
İnişli yokuşlu, politize ama illa ki benden yazılar.

Ben'ce Sözlük

U
Umutkan: Herşeyi unutabilir... Ama bir umudu hep vardır.

K
Küratör: Sanatın editörü ?

S
Sanat: Bir rahatlama biçimi.

B
Bedbaht: Başkalarını kafaya takınca hissedilen mutsuzluğun sıfat hali. Not: gerçek mutsuzlukla karıştırılmamalı

Çeviri asla sadece çeviri değildir !

Başkalarının yazıp benim çevirdiklerim. Çevrim çevrim.

Dr Matrix ve Gizemli Sayılar (The Magic Numbers of Dr Matrix) / Martin Gardner / Güncel Yayıncılık - Açık Bilim Dizisi / İstanbul, Ekim 2004 / Çeviren : Neyran Savaşman Akyıldız
Pekçok bilimsel çalışmaya imza atan Martin Gardner, tüm zamanların en usta nümeroloğu Dr. Joshua Matrix öncülüğünde bizi, sayıların gizemli dünyasına davet ediyor... Scientific American dergisinde "Matematik Oyunları" adlı köşesinde 20 yıl boyunca Dr. Matrix ve kızı Iva'nın maceralarını aktaran Martin Gardner, kâh New York'ta, kâh Kalküta'da, kâh İstanbul'da ve daha pek çok şehirde onların izlerini sürüyor. Aslında bu iz sürmekten çok, bir rastlantıdır; tıpkı Dr. Matrix'in sayı ve dil arasında keşfettiği rastlantılar gibi... Amerika'daki başkanlık seçimlerinin sonucu, güneş sisteminin 32. ayının varlığı, pi sayısının bir milyonuncu basamağının 5 olduğu, Dr. Matrix'in bizi şaşırtan sayı-dil bağlantılı tahminlerinden sadece birkaçı... Elinizdeki kitap, pek çok matematikçinin, "matematiği milyonlara sevdiren adam" olarak değerlendirdiği Martin Gardner'ın, Dr. Matrix'le ilk karşılaşmasından öldüğü güne kadarki analizlerinden, kelime ve sayı oyunları hakkında kurduğu bağlantılardan oluşmuş, şaşırtıcı öngörülerin bir derlemesi... Bu kitabı okuduktan sonra çevrenizdeki pek çok sayısal rastlantının farkına varmak ilginç olacak... Matematik ve sayılarla dil arasındaki bağlantıyı merak eden herkesin okuması gereken bir kitap... (Arka kapak'tan)

Çevirenin Notu:
Arka kapak kitap hakkında bir yere kadar bilgi verebiliyor tabii. Oysa Dr Matrix'in maceraları matematiksel rastlantıların keşfiyle sınırlı değil kesinlikle. Kitapta depremlerin pek alışık olmadığımız yöntemlerle tahmininden, piramitlerin gizemli güçlerine, uzakdoğu öğretilerinden doğanın gelecek tahminine imkan verdiği iddia edilen ince sırlarına yolculuk edebilirsiniz. Kaderin cilvesi, bu pek hoşlanmadığım fizik ötesi konular böyle bir çeviri fırsatı ile gelip beni buldu. Oldum olası fallar, astroloji ve gelecek öngörülerinin her türlüsüne temkinli yaklaşmışımdır. Fakat bunu pozitif ilim düşkünlüğüme dayandıracak değilim. Aksine, bu tür öngörüleri fazlası ile ciddiye alıp üzerinde durma eğilimimden ötürü kendimi sıkıntıda bulduğum anlar olmuştur.
Şöyle keyif için bir fal baktırıp, astroloji yorumlarını gülümseyerek okumak ne bilgece davranışlar benim nazarımda esasen !

Beni cendereye sokan bu tür konulardan uzak durmayı seçmiştim ama işte bu kitap ile aslında onları hayatın çetrefil katı gerçekliğini biraz olsun gevşetecek emniyet sübapları olarak hafife almam gerektiğini bir kere daha anladım ve sanırım çeviriyle uğraştığım süre boyunca kefaretimi fazlasıyla ödedim. Artık bu mevzulara bilim dışı ve enti püften hikayeler olarak tepeden bakma hakkına sahip olabilir miyim ?

Blog Listem

Ebru

Ebru