Ben şimdi bu bir koca semaver dolusu çayla ne yapacağım... Bir de taze, kabukları zor soyulan kavrulmamış yer fıstığı yanında. Çok güzel di mi. Söyleyecektim ama biliyomuşun zaten. O kadar çay var, muhabbet var da yine de gitmek gerektir, ondan gitmek istersin, istemeye istemeye. Vaktin geldiğini anlamışsındır da bi türlü gidemezsin, biraz daha uzatmak için sessizlikleri konuşursun... da tam o an geliverirler ya. Zamanı geri alıp gitmiş olmak geçer içinden. Hayır bu düşünceyle oyalanmak olmaz, doğru hamleyi yapmak lazım. Yüzünü bozartıp herşey çok normalmiş gibi, elinde çay, heyecandan tabağına damlattığını çaktırmamaya çalışıp havadan sudan konuşarak, daha erken gitmeyişine içten içe hayıflanır, bir daha gelmek varsın olmasın diye düşünüp, göz açıp kapamadan kapamaya muhabbetin damağında kalan tadını yavaş yavaş nasıl yitireceğini ve bir seferin nasıl yetmeyeceğini düşüne düşüne yola koyulursun... İnşallah rahatsızlık vermemişimdir duygusuyla, bir dahaki rahatsızlığa kadar.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder