4 Ocak 2009 Pazar

Bu - Ayıp Değil de - Ne Şimdi ?

Sokak lambalarının sönmediği, güneşin yüzünü göstermediği, evin ısınmadığı, yatağın sıcağının daha ayılamayan akla yapıştığı, yüz yıkamanın bile işkence olduğu - yarım saatçik uyku için bordronun yakılabileceği hafta içi sabahları... Kırıntıları tezgahtan anca toparlanıp bulaşığı evyeye hızlıca bırakılan iki lokma kahvaltı. Haftasonu iki (ya da bir) gün yataktan kalkma saatinin görece özgürlüğü üstüne tadının çıkarılmasını bekleyen günün en kral öğünü.
Fakat haftasonları bile bazen öksüz olmuyor mu kahvaltılar, ne ayıp !
Yataktan kalkanda, seni bekleyen hazır sofra, fokurdayan çay yoksa, hafta içinin o çok zor kolaycılığı - ardına bakmadan kaçıp gitme lüksü bir an hatırlanıyor. Ve hemen kovuluveriyor akıldan.
Buzdolabındakiler şöyle bir sıradan geçiriliyor, daha yorganın altında. Yeterli iaşe önceden tedarik olunmamışsa kararlar alınıveriyor, sonraki değerli haftasonları için, hafif bir pişmanlık eşliğinde. Nasıl pişman olunmasın. Belki daha güleryüzlü bakkallar vardır, başka köşelerde. Bize düşen biraz, nasıl derler, suratsız. "Bu bakkallar nasıl geçiniyor?", sorusu kafayı kurcalıyor, içeri girip sadece ekmek, süt ve gazete alıp çıkarken... Ve gün ne kadar güzel olursa olsun, elinde üşengeçliğin, önünde kurulacak bir sofra ve dolapta kalmış reçellerin temizlenmeyi bekleyen kapaklı cam kaplarının hüznü, kendini annenin kucağına atmak istiyorsun. Tabaklara süslenmeyi bekleyen zeytin, tereyağ, peynir... Dilimlenmeyi bekleyen ekmek ve demlenmeyi bekleyen çay. Hepsi bir şekilde bir araya gelince hüzün de uzaklaşıyor, bezginlik de. Ama işte olana kadar geçen o çok uzun kısacık süre. Her sabah onları hazırlamak için sevecenlikle ayakta olmak, kahvaltıyı üşenmeden çıkarmak. Öksüz bırakmamak kahvaltıları. Bu kadar zor mu olmalı ?

Hiç yorum yok:

İzleyiciler

Yazdıklarımı düşünüyorum, düşündüklerimi yazıyorum

Fotoğrafım
İnişli yokuşlu, politize ama illa ki benden yazılar.

Ben'ce Sözlük

U
Umutkan: Herşeyi unutabilir... Ama bir umudu hep vardır.

K
Küratör: Sanatın editörü ?

S
Sanat: Bir rahatlama biçimi.

B
Bedbaht: Başkalarını kafaya takınca hissedilen mutsuzluğun sıfat hali. Not: gerçek mutsuzlukla karıştırılmamalı

Çeviri asla sadece çeviri değildir !

Başkalarının yazıp benim çevirdiklerim. Çevrim çevrim.

Dr Matrix ve Gizemli Sayılar (The Magic Numbers of Dr Matrix) / Martin Gardner / Güncel Yayıncılık - Açık Bilim Dizisi / İstanbul, Ekim 2004 / Çeviren : Neyran Savaşman Akyıldız
Pekçok bilimsel çalışmaya imza atan Martin Gardner, tüm zamanların en usta nümeroloğu Dr. Joshua Matrix öncülüğünde bizi, sayıların gizemli dünyasına davet ediyor... Scientific American dergisinde "Matematik Oyunları" adlı köşesinde 20 yıl boyunca Dr. Matrix ve kızı Iva'nın maceralarını aktaran Martin Gardner, kâh New York'ta, kâh Kalküta'da, kâh İstanbul'da ve daha pek çok şehirde onların izlerini sürüyor. Aslında bu iz sürmekten çok, bir rastlantıdır; tıpkı Dr. Matrix'in sayı ve dil arasında keşfettiği rastlantılar gibi... Amerika'daki başkanlık seçimlerinin sonucu, güneş sisteminin 32. ayının varlığı, pi sayısının bir milyonuncu basamağının 5 olduğu, Dr. Matrix'in bizi şaşırtan sayı-dil bağlantılı tahminlerinden sadece birkaçı... Elinizdeki kitap, pek çok matematikçinin, "matematiği milyonlara sevdiren adam" olarak değerlendirdiği Martin Gardner'ın, Dr. Matrix'le ilk karşılaşmasından öldüğü güne kadarki analizlerinden, kelime ve sayı oyunları hakkında kurduğu bağlantılardan oluşmuş, şaşırtıcı öngörülerin bir derlemesi... Bu kitabı okuduktan sonra çevrenizdeki pek çok sayısal rastlantının farkına varmak ilginç olacak... Matematik ve sayılarla dil arasındaki bağlantıyı merak eden herkesin okuması gereken bir kitap... (Arka kapak'tan)

Çevirenin Notu:
Arka kapak kitap hakkında bir yere kadar bilgi verebiliyor tabii. Oysa Dr Matrix'in maceraları matematiksel rastlantıların keşfiyle sınırlı değil kesinlikle. Kitapta depremlerin pek alışık olmadığımız yöntemlerle tahmininden, piramitlerin gizemli güçlerine, uzakdoğu öğretilerinden doğanın gelecek tahminine imkan verdiği iddia edilen ince sırlarına yolculuk edebilirsiniz. Kaderin cilvesi, bu pek hoşlanmadığım fizik ötesi konular böyle bir çeviri fırsatı ile gelip beni buldu. Oldum olası fallar, astroloji ve gelecek öngörülerinin her türlüsüne temkinli yaklaşmışımdır. Fakat bunu pozitif ilim düşkünlüğüme dayandıracak değilim. Aksine, bu tür öngörüleri fazlası ile ciddiye alıp üzerinde durma eğilimimden ötürü kendimi sıkıntıda bulduğum anlar olmuştur.
Şöyle keyif için bir fal baktırıp, astroloji yorumlarını gülümseyerek okumak ne bilgece davranışlar benim nazarımda esasen !

Beni cendereye sokan bu tür konulardan uzak durmayı seçmiştim ama işte bu kitap ile aslında onları hayatın çetrefil katı gerçekliğini biraz olsun gevşetecek emniyet sübapları olarak hafife almam gerektiğini bir kere daha anladım ve sanırım çeviriyle uğraştığım süre boyunca kefaretimi fazlasıyla ödedim. Artık bu mevzulara bilim dışı ve enti püften hikayeler olarak tepeden bakma hakkına sahip olabilir miyim ?

Blog Listem

Ebru

Ebru