Bir elimde bilgisayarın çantası (zembilim) diğerinde narenciye torbası yokuşu topuklar üstünde bir garip dengede sonuna kadar sabırla katediyorum. Hala yorulmadım mı diye yokluyorum da arada kendimi, eve yaklaşırken son metrelerde bir gayret geliyor. Topuklar normalde acıtır ama soğuktan ayaklar büzüşmüş, ayakkabı neredeyse bol. Üzerimde koca kalın palto, onun da ağırlığıyla yere iyice yapışmışım, sağa sola da fazla yalpalamıyorum. Durmak istemiyorum ama, taa ne zaman bir arkadaşım söylemişti, tempoyu bozunca daha çok yorulursun diye, o koşu içindi ama öyle bir kulağıma küpe kalmış, o gün bugündür kendi tempomda ısrarcı olageldim - bazen yavaş bazen hızlı, çoğunca yanımdakilerle uyumsuz...
Yine Çitlembik arkadaşımı düşünüyorum. Beni ne kadar korumaya çalışmıştı vakt-i zamanında. Kendime zarar verdiğini anlayamadığım takıntılarımı aramızdaki muhabbetin ekşimesi pahasına yüzüme vurdu hep. Gerçek bir dostu anlamak için bu kadar acı söylemesine sebebiyet vermek gerekir miymiş, şimdi bakıyorum da elbette hayır. Başbaşa geçirdiğimiz zamanlar hiçbir takıntıyla kirletilemeyecek kadar değerli onunla. Oysa çok daha fazla zamanımız varken, ki bundan seneler evveldi bu, benim gözüm hep dışarıdaydı. O da bunu bilir, artık yeter derdi. "Yetti" demem için kendi kendime, epey zaman geçmesi gerekti. Neyse ki dedim sonunda. Oysa onu dinleseydim, ikimizin barları kapattığımız gecelerde daha fazla eğlenebilirdik. Boşuna yorulmuşuz, uyku çok değerli birşey. Sonra sabah yapılan kahvaltılar da.
Bugün artık o denli sokaklara vurmuyoruz kendimizi. Feragat edecek uyku yok ki, gitgide paha biçilmez bir değere ulaştı. Yine de arsızı değiliz, misal ben, ses yükseltilmeyen ama sessizliğin gerginlikler de saklamadığı huzurlu ortamlarda çalışsam, uykuyu hiç aramayacağım neredeyse. O zaman akşamları deşarj olma derdi de olmaz zaten... Bir virtüöz olsam ah, sabah kalkıp üstümü başımı akşamdan hazırlamamış olsam da vaktim yeterek giyinsem, çorabımı kaçıracak, topuğumu kıracak acelelerim ve ağırlıklarım olmasa, gittiğim işte akşama kadar müzik yapsam, ama hem yetenekli hem de başarılı olsam, enstrümanımı çalarken hiç ama hiç sıkılmasam, beni dinleyenlerin kimi mest olsa, kimi uyusa - sonuçta hepsi bir şekilde rahatlasa... Enseme kramplar girmese, kimse bana hedef demese, hedef benim içimde olsa...
Création de site web à Tournefeuille : stratégie digitale pour PME
ambitieuses
-
Tournefeuille compte près de 27 000 habitants. Située aux portes de...
1 ay önce

Hiç yorum yok:
Yorum Gönder