21 Kasım 2008 Cuma

Kalemime Çalınanlar

Bir elimde bilgisayarın çantası (zembilim) diğerinde narenciye torbası yokuşu topuklar üstünde bir garip dengede sonuna kadar sabırla katediyorum. Hala yorulmadım mı diye yokluyorum da arada kendimi, eve yaklaşırken son metrelerde bir gayret geliyor. Topuklar normalde acıtır ama soğuktan ayaklar büzüşmüş, ayakkabı neredeyse bol. Üzerimde koca kalın palto, onun da ağırlığıyla yere iyice yapışmışım, sağa sola da fazla yalpalamıyorum. Durmak istemiyorum ama, taa ne zaman bir arkadaşım söylemişti, tempoyu bozunca daha çok yorulursun diye, o koşu içindi ama öyle bir kulağıma küpe kalmış, o gün bugündür kendi tempomda ısrarcı olageldim - bazen yavaş bazen hızlı, çoğunca yanımdakilerle uyumsuz...

Yine Çitlembik arkadaşımı düşünüyorum. Beni ne kadar korumaya çalışmıştı vakt-i zamanında. Kendime zarar verdiğini anlayamadığım takıntılarımı aramızdaki muhabbetin ekşimesi pahasına yüzüme vurdu hep. Gerçek bir dostu anlamak için bu kadar acı söylemesine sebebiyet vermek gerekir miymiş, şimdi bakıyorum da elbette hayır. Başbaşa geçirdiğimiz zamanlar hiçbir takıntıyla kirletilemeyecek kadar değerli onunla. Oysa çok daha fazla zamanımız varken, ki bundan seneler evveldi bu, benim gözüm hep dışarıdaydı. O da bunu bilir, artık yeter derdi. "Yetti" demem için kendi kendime, epey zaman geçmesi gerekti. Neyse ki dedim sonunda. Oysa onu dinleseydim, ikimizin barları kapattığımız gecelerde daha fazla eğlenebilirdik. Boşuna yorulmuşuz, uyku çok değerli birşey. Sonra sabah yapılan kahvaltılar da.

Bugün artık o denli sokaklara vurmuyoruz kendimizi. Feragat edecek uyku yok ki, gitgide paha biçilmez bir değere ulaştı. Yine de arsızı değiliz, misal ben, ses yükseltilmeyen ama sessizliğin gerginlikler de saklamadığı huzurlu ortamlarda çalışsam, uykuyu hiç aramayacağım neredeyse. O zaman akşamları deşarj olma derdi de olmaz zaten... Bir virtüöz olsam ah, sabah kalkıp üstümü başımı akşamdan hazırlamamış olsam da vaktim yeterek giyinsem, çorabımı kaçıracak, topuğumu kıracak acelelerim ve ağırlıklarım olmasa, gittiğim işte akşama kadar müzik yapsam, ama hem yetenekli hem de başarılı olsam, enstrümanımı çalarken hiç ama hiç sıkılmasam, beni dinleyenlerin kimi mest olsa, kimi uyusa - sonuçta hepsi bir şekilde rahatlasa... Enseme kramplar girmese, kimse bana hedef demese, hedef benim içimde olsa...

Hiç yorum yok:

İzleyiciler

Yazdıklarımı düşünüyorum, düşündüklerimi yazıyorum

Fotoğrafım
İnişli yokuşlu, politize ama illa ki benden yazılar.

Ben'ce Sözlük

U
Umutkan: Herşeyi unutabilir... Ama bir umudu hep vardır.

K
Küratör: Sanatın editörü ?

S
Sanat: Bir rahatlama biçimi.

B
Bedbaht: Başkalarını kafaya takınca hissedilen mutsuzluğun sıfat hali. Not: gerçek mutsuzlukla karıştırılmamalı

Çeviri asla sadece çeviri değildir !

Başkalarının yazıp benim çevirdiklerim. Çevrim çevrim.

Dr Matrix ve Gizemli Sayılar (The Magic Numbers of Dr Matrix) / Martin Gardner / Güncel Yayıncılık - Açık Bilim Dizisi / İstanbul, Ekim 2004 / Çeviren : Neyran Savaşman Akyıldız
Pekçok bilimsel çalışmaya imza atan Martin Gardner, tüm zamanların en usta nümeroloğu Dr. Joshua Matrix öncülüğünde bizi, sayıların gizemli dünyasına davet ediyor... Scientific American dergisinde "Matematik Oyunları" adlı köşesinde 20 yıl boyunca Dr. Matrix ve kızı Iva'nın maceralarını aktaran Martin Gardner, kâh New York'ta, kâh Kalküta'da, kâh İstanbul'da ve daha pek çok şehirde onların izlerini sürüyor. Aslında bu iz sürmekten çok, bir rastlantıdır; tıpkı Dr. Matrix'in sayı ve dil arasında keşfettiği rastlantılar gibi... Amerika'daki başkanlık seçimlerinin sonucu, güneş sisteminin 32. ayının varlığı, pi sayısının bir milyonuncu basamağının 5 olduğu, Dr. Matrix'in bizi şaşırtan sayı-dil bağlantılı tahminlerinden sadece birkaçı... Elinizdeki kitap, pek çok matematikçinin, "matematiği milyonlara sevdiren adam" olarak değerlendirdiği Martin Gardner'ın, Dr. Matrix'le ilk karşılaşmasından öldüğü güne kadarki analizlerinden, kelime ve sayı oyunları hakkında kurduğu bağlantılardan oluşmuş, şaşırtıcı öngörülerin bir derlemesi... Bu kitabı okuduktan sonra çevrenizdeki pek çok sayısal rastlantının farkına varmak ilginç olacak... Matematik ve sayılarla dil arasındaki bağlantıyı merak eden herkesin okuması gereken bir kitap... (Arka kapak'tan)

Çevirenin Notu:
Arka kapak kitap hakkında bir yere kadar bilgi verebiliyor tabii. Oysa Dr Matrix'in maceraları matematiksel rastlantıların keşfiyle sınırlı değil kesinlikle. Kitapta depremlerin pek alışık olmadığımız yöntemlerle tahmininden, piramitlerin gizemli güçlerine, uzakdoğu öğretilerinden doğanın gelecek tahminine imkan verdiği iddia edilen ince sırlarına yolculuk edebilirsiniz. Kaderin cilvesi, bu pek hoşlanmadığım fizik ötesi konular böyle bir çeviri fırsatı ile gelip beni buldu. Oldum olası fallar, astroloji ve gelecek öngörülerinin her türlüsüne temkinli yaklaşmışımdır. Fakat bunu pozitif ilim düşkünlüğüme dayandıracak değilim. Aksine, bu tür öngörüleri fazlası ile ciddiye alıp üzerinde durma eğilimimden ötürü kendimi sıkıntıda bulduğum anlar olmuştur.
Şöyle keyif için bir fal baktırıp, astroloji yorumlarını gülümseyerek okumak ne bilgece davranışlar benim nazarımda esasen !

Beni cendereye sokan bu tür konulardan uzak durmayı seçmiştim ama işte bu kitap ile aslında onları hayatın çetrefil katı gerçekliğini biraz olsun gevşetecek emniyet sübapları olarak hafife almam gerektiğini bir kere daha anladım ve sanırım çeviriyle uğraştığım süre boyunca kefaretimi fazlasıyla ödedim. Artık bu mevzulara bilim dışı ve enti püften hikayeler olarak tepeden bakma hakkına sahip olabilir miyim ?

Blog Listem

Ebru

Ebru