Kış geldi ama tatil düşünceleriyle birlikte... Şimdi yaz olsaydı da birlikte tatile çıksalardı. Kumsala açılan yollardan birinin kenarındaki zemini beton bakkaldan büyük şişe su alırlardı. Bakkalda çocuklar dondurma seçmeye çalışır, sinekler konup kalkar, onlar gazete almamaya, zaten uçacağına karar verirlerdi. Kumlara bata çıka yürüyüp sahilin kuytu bir köşesini buldular mı tamam. Ne kadar ince kum olsa da doğrudan yatılmaz (çocukluktaydı o umursuzluk), sonra artık havluyla, güneş yağıyla cebelleşilirdi. Hangi havlu yere, hangi havlu kurulanmaya, hele bir de tek havlu varsa, artık kuma bulaşılacak, çaresiz... Sıcaktan bunalınca denize sanki bir hamlede dalacakmış hissiyle kıyısına kadar giderlerdi... Parmak ucundan başın en tepesine mücadele başlar, sanki onca sıcak değilmiş gibi ortalık, ayak parmak uçlarında, eller yukarıda son kerteye kadar dayanır, nitekim tüm vücudun ıslanmasıyla birlikte nasıl da alışır, daha daha kalırlardı... Denizden çıkınca tekrar yağlanma faslını pas geçmek, hatta duş imkanı varsa bile almayıp tuzlu kalmak... Bütün bunlar yeniden gelecek kışa bir meydan okuma babında bütün günün en şiddetli eylemleri olarak tarihe not düşülürdü. Hepsi de ne kadar boş işler diye düşünülerek. Ama şimdi yaz olsaydı ve birlikte tatile gitselerdi işte.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder